Girişimci Gençlerin Buluşma Noktası
Son Fotoğraflar
Avm
Biber Değirmeni
Ekolojik Kahve Makinası

girişimcilik haberlerine anında ulaşın

   
Ana Sayfa > Makaleler > Girişip de Girişimci Olamayanlar
Girişip de Girişimci Olamayanlar

Girişip de Girişimci Olamayanlar
Her köfteciden niçin McDonald’s olmuyor?

Türkiye’de önümüzdeki 10 yılda yaklaşık 18 milyon yeni aile kurulması bekleniyor. Bu 18 milyon ailenin geçinmesi de, eşlerden en az birinin iş bulmasına bağlı. Çalışacak iş bulmak içinse mevcut işlerin büyüyerek istihdam potansiyellerinin artması ve yeni girişimlerin kurulması gerekli. Ülkemizde de girişimci olabilecek önemli sayıda insan var. Ancak her işsiz insanı da, belirli bir sermayeyi ele geçirdiğinde girişimci olacağını varsaymak büyük bir hata olabilir.

Dükkan, mağaza, büfe, çay bahçesi, garaj açan, tekstil atölyesi ya da küçük üretim işletmeleri kuran herkes girişimci midir? Bu soruyu cevaplamaya yardım edecek başka bir soru ise, “McDonald’s ile bir köfteciyi birbirinden ayıran nedir” sorusudur. İkisi de aynı işi yaparlar. İnsanlara, ekmek arası köfte satarlar, ama McDonald’s dünya çapında bir zincire dönüşürken köfteciler en fazla sayıları birkaç taneyle sınırlı kalan şubeleriyle kendi yalnızlıklarını yaşarlar.

Girişimci
Gerçek bir girişimci, pazarın beklemediğini, istek olarak belirtmediğini yapar. Pazarın ihtiyaç duyduğu yeni bir kavram, yeni bir değer getirir. Öyle bir iş modeli, öyle bir değer getirir ki, belirli bir endüstride standartları başka bir noktaya taşır. Örneğin, McDonald’s,  1940’larda, o güne kadar yapılmamış bir şeyi yaptı. Restoranlardan garsonları kaldırdı. Sipariş alma-verme, servis getirip götürme, hesap alma-hesap üstü verme işleri, bu işlerin getirdiği zaman kaybı ve maliyet kendiliğinden kalktı. İlk defa mağaza tasarımından ürünlere kadar tek bir standart getirdi. “Franchising” modelini icat ederek, hızlı ve sağlıklı büyümenin yolunu buldu. Lokantacılık endüstrisinin yapısını değiştirdi.

Girişimci olmak için ne yapmalı?
Gerçek bir girişimci, hesap yapmadan risk alan, cesur birisi değildir. Gerçek bir girişimci, insanların yaşamlarına, endüstrilerin yönelimlerine ve sorunlarına bakar. Bunların içinden karşılanmayan bir ihtiyaca odaklanır. Bu ihtiyacın tipik olup olmadığını inceler. Demografik gelişmeleri, ihtiyaçlarla ilişkilendirerek takip eder. Her yeni bilginin, pazarla doğru ilişkilendirildiğinde yeni bir girişim fırsatı olabileceğini bilir ve sürekli, ortaya çıkan yeni bilgileri araştırır. Girişimci taklit etmez. Gerçek bir girişimci, çevrede bir sürü köfteci varken, herkes gibi köftecilik yapmaz. Köfte yemek isteyen müşteriye sunulacak değeri tanımlar; bu değeri pazarda sunulan iş modellerinden farklı bir modelin içine oturtur.

Girişimciden yönetici olmaz...
Yöneticiler, dünün isteklerini bugünkü operasyonlarla karşılamaya çalışırken, girişimciler bugünün ihtiyaçlarından yola çıkarak yarının isteklerini yaratmaya çalışır. Girişimcileri bekleyen en büyük tehlikelerden biri, yönetme sevdasıdır. Yönetmekle, girişimcilik birbirinden tamamen farklı işlevlerdir. Girişimci, bir mimar gibidir. İhtiyaçlara odaklı bir bina yapar, insanların isteklerini şekillendirir. İşletme yöneticisi ise, bir bina yöneticisi gibidir. Yönetici oluşmuş istekleri karşılayacak bir operasyonu yönetir. Girişimcinin bu evredeki görevi, aynı girişim alanında ya da farklı alanlardaki değişimi ve dönüşümü sezmektir. Girişimciler, işin kuruluş süresinde ister istemez kendilerini operasyonun yönetimi işiyle karşı karşıya bulacaklardır. Girişimci ortak, en kısa sürede yönetimi profesyonellere bırakmalıdır. Bunun tek sebebi, girişimci olmak için ihtiyaç duyulan yeteneklerle, yönetici olmak için ihtiyaç duyulan yeteneklerin birbirinden farklı olması değildir. Sağlıklı bir ortaklıkta, yönetici gereken akılcılıkta davranmıyorsa değiştirilebilmelidir; şirkete ortak olan bir yöneticiyi ise ne sağlıklı bir şekilde yönetibilirsiniz, ne de kolayca işin dışına çıkarabilirsiniz.

Kurum-içi Girişimcilik
Girişimcinin görevi, işletmenin profesyonellerce yönetilmeye başlanmasından sonra her ne kadar kurumu ve ürünleri, pazarda ortaya çıkan yeni kavramlar ve yönelimler doğrultusunda yenilemekse de, bugünkü rekabet ortamında tek bir kişinin yenilik ve yeni iş üretme görevini üstlenmesi yeterli değildir. Çalışanların tamamının aklından yararlanmaya çalışan “kurum-içi girişimcilik” olgusunu yerleştirmek temel meselelerden birisidir. Pazardaki değişimi, yenilik ve girişim fırsatlarını doğrudan gören kitle, işletmenin özellikle yönetici olmayan personelidir. Ancak girişim kararları alma ve gündeme getirme yetkisi çoğu işletmede üst yönetime havale edilmiş olduğundan orta ve alt kademelerde çalışan insanların fikirlerinden, tespitlerinden yararlanılamamaktadır. Kurum-içi girişimciliği ortaya çıkarmak için, herkesin fikirlerini ifade etmesine imkan veren, kurum adına iyi bir şey yapmak üzere gerçekleşen denemelere başarısız da sonuçlansa bir öğrenme olarak bakan bir kültür oluşturmak gereklidir. Bu yazıda “girişimcilik” ya da “kurum-içi girişimcilik” oldukça zor roller gibi algılanabilir. Ancak gerçek girişimcilerin dünya imparatorlukları kurduklarını anımsarsak bu zor rolleri gereği gibi oynamaya değer rollerdir.

Melih Arat

Kaynak:meliharat.com

Gelen Yorumlar
Bu dökümana henüz yorum yapılmamış, aşağıdaki formdan yorumunuzu ekleyebilirsiniz.
Yorum Ekleyin
Yorum
Ad Soyadınınız
Mail
Web Sitesi
Beni hatirla
Yeni bir yorum geldiginde haber verin.

Ara